[06-Dec-2018 14:25:44 UTC] PHP Fatal error: Call to undefined function add_action() in /home/batuhandeddecom/public_html/wp-content/themes/author/inc/customizer.php on line 3 [06-Dec-2018 19:32:16 UTC] PHP Fatal error: Call to undefined function add_action() in /home/batuhandeddecom/public_html/wp-content/themes/author/inc/customizer.php on line 3 [06-Dec-2018 21:36:39 UTC] PHP Fatal error: Call to undefined function add_action() in /home/batuhandeddecom/public_html/wp-content/themes/author/inc/customizer.php on line 3 2016 Şubat Ayı Dergi – Batuhan Dedde İçeriğe geç

2016 Şubat Ayı Dergi

Delirmeyi Deniyorum Denemelerle

Bir kereydi, paramparça etmiştim kendimi. Birazımı piyanodan yükselen bir melodinin ‘es’lerine serpiştirdim, birazını bir kitabın satır aralarına. Sonra o kitabı da, melodiye ait notaların olduğu porteyi de ayrılabilecek en küçük parçalara ayırdım. Böylece kendimi parçalamış ve bir kere daha parçalamış oldum. Yani parçalarımı da parçalara ayırdım. Bir rüzgâr aldı benim bütün parçalarımı savurdu. Savrulurken, kayalıkların üzerinde bir deliye rastladım. deli, ellerini havaya kaldırmış, avuçlarında rüzgarı hissediyordu. Onun avuçlarına biriktim. Deli birden tanrıyı alkışlamaya başladı. Onun avuçları arasında da ezildim. Yani parçalanmış parçalarımın parçaları bir miktar da ezilmiş oldu. Deli beni fark etti. Yaralarım sızlamasın diye üflemeye başladı avcuna. Ben  delinin ağzından çıkan rüzgarla bir kere daha savruldum. Bir dertlinin sigarasının ucuna kondu bir parçam. Tam ateşin üzerine. Yani parçalanmış, ezilmiş parçalarımın parçaları şimdi de yangınlara dalmıştı. Ateş harını almamıştı. Tuttum sigaranın üzerine üfledim. Harlansın diye kor. Dertlinin sigarasının dumanına bindim. Gökyüzüne doğru yükseldim. Tek kanadı bandajlı bir Simurg aldı beni götürdü yavrusuna, onun gagasına bıraktı. Yavru beğenmedi, kafasını çevirdi. Simurg alıp beni nehre attı. Üzerime yağmurlar yağdı. Yani parçalanmış, ezilmiş ve yanmış parçalarımın parçaları şimdi de sırılsıklamdı… Güneş açtı. Kavruldum. Buhar olup gökyüzüne karıştım. Bir meleğin kalbini kırdım. Melek ağladı. Yağmur oldum, ağlayan bir bizonun gözyaşlarını kamufle etmek için tuttum tam onun gözlerinin kenarına damladım. Bir avcı ateş etti. Bizonu gözünden vurdu. yani parçalanmış, ezilmiş, ıslanmış ve yanmış parçalarımın parçaları bir de kurşun isabet almıştı.

Bir keresinde kendimi paramparça etmiştim sonra kendimi bir daha yapıştıramadım. Kimliğimi yaktım. evden kaçtım. Bir güvercin kiralayıp kulağına annem için bir not bağırdım. Anne, dedim. Ben şair olmaya gidiyorum. Bir daha kendimden haber alamadım. Sokaklarda kayboldum. Parçalarımı aradım durdum. Bir parçama sahafta rastladım. Ancak bir turist onu satın almış gidiyordu. Önce turisti bıçakladım sonra da elindeki parçamı. Üzerime dört yeşil peri yüklendi. Ters kelepçe vurdular. Saçımı kazıdım. Sakallarımı çocukluğum kadar derine inmek için uzattım. Rüyamdaydı, ihanete uğradım deyip bir peygambere sarılıp ağladım. Uyandığımda bunu Allah’a anlattım, Afrika’da bir balığın midesine hapsoldum. Balığın midesinde başka bir parçamla karşılaştım. Elini sıktım onun, ona sarıldım. Merhaba dedim. Seni çok özledim. Benimle hiç konuşmadı. Canım sıkıldı ben de onu ensesinden tek kurşunla vurdum. Bütün kan dünyadaki bütün İran halılarının üzerine aktı. Kan ve elem bakımından zengin bir coğrafyaydım.

Bir keresinde kendimi paramparça etmiştim. Sonra konuşmayı bıraktım. Sessizlikte bir parçamla daha karşılaştım. Sessizliği bozmamak adına onu iple boğarak biraz daha kendimi batağa sapladım. Çok sonraları bir cenazede aklıma geldi, bunu kahkahalarla anlattım. Mezarın üzerine uzanıp üzerime biraz toprak attım. Başka bir parçamı da o toprağın arasında saklanırken buldum. Aldım o toprağı tarım yaptım. ağaç ektim. Ağaca karıştım. Çiçekler açtı, sonra meyve verdi. Bütün dallarında asılı onlarca parçam vardı. Gidip bir zehir enjekte ettim, bütün meyveler çürüdü. Bunu da ağladığım gecelerde parmaklarıma tek tek anlattım. Bir müzik radyonun içinden çıkarak benimle konuştu. Ona bir şişe şarap armağan ettim. oturup birlikte rakı içtik. Elektrikler kesildi. Şarkı orada öldü. Odanın ortasına derin bir mezar kazıp onu oraya gömdüm. öldüğümde sandığımı aç yazılı bir not buldum ceplerinde çalacak para ararken. Sandığı açtım. Bir parçamda orada saklanıyordu. İçimdeki bütün rakıyı üzerine kustum. Sonra benzin döküp evi komple yaktım. Hatıralarımla birlikte el ele tutuşup sinir krizine girdim. Birkaç saat sinirlerimle konferansa katılıp oradan çıktım. İlk bulduğum taksiyi çevirdim ve depresyona git, diye kükredim direksiyon koltuğundaki papağana.

Bir keresinde kendimi paramparça etmiştim.  Oturup sekiz tane Oscar ödülü alacak üç film yazdım. Üç filmin üçünün de üstünde kustum. Film işinden vazgeçtim. Roman yazdım. Bütün nüshaları tutup Meriç nehrine bıraktım. Akıntının tersine yüzdü nüshalar, Bulgaristan sınırından kaçak geçmek isterken onları vurdu bir asker. Vurulan bir sayfada mutlu olduğumu anlatıyordum, en mutlu yerlerimden isabet aldım. Yaptığımdan utanıp kiralık katil tuttum. Kafamı kendim kesip katile kafamı bir kuma gömmesi için emirler veren mektup bıraktım. Kuma gömüldükten sonra her kum tanesinin aklını karıştırdım, isyan çıkarttım. Oradan kum taneleriyle birlikte Nemrut dağına kaçtım. Bir parçamla da orada karşılaştım. tutup onun boynunu kestim çünkü içimdeki tanrılar kurban istiyordu. Boynumu keserken elim üç kere titredi. Bir şiiri ince ince doğrayıp havanda dövdüm. Şarapla karıştırıp savaş boyası yaptım. O boyayı suratıma çaldım. Sonra suratımı bir çoban çalıp kurtlara attı. Tabancamda ki karanfilleri namluya sürüp Nemrut’un tepesinden dünyaya paraşütsüz atladım.

Bir keresinde paramparça ettiğim kendimi birleştirecekti, uykumdan uyandım.

Batuhan Dedde

20014/Şubat, Ayı Dergi

Tarih:Arşiv

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir