İçeriğe geç

2014 Ocak Ot Dergi

Yumuşak Şekerli İhtiras

Yeryüzünde insana her şeyi yaptırabilecek iki kavram vardır. Bu iki kavram insanı rezil eder. Vezir olanını görmedim hiç. İnsana kendi anasına sövdürür. Biri açlık, diğeri ihtiras. İhtiras da açlıkla ilişkilidir. Maceraya açlık, cinselliğe açlık, bilgiye açlık, paraya açlık. Açlık aynı zamanda bir çeşit kanserdir de. Her çeşidi bulunur. Türkiye’de klasik öğrenci hayatı sürdüğüm bir dönem üzerimde bu tür kanserden bir tanesini barındırıyordum. Paraya açlık… İkinci üniversiteyi okuduğum dönemler. Öğrencilik zaten çekilir çile değildi. Bir de bunun üzerine tek başınalık eklendiğinde daha ağır bir yük haline geliyordu. Ve bütün bunların üzerine ilim irfan yapmaya çalıştığın memleket Türkiye’nin en büyük köyü olunca bu yükün altında kalıyordu insan.

Dumlupınar Üniversitesinden mezun olmama çok az bir zaman kalmış. Sene başıydı. Yaz geldiğinde mezun olacağım, diplomamı alacağım. Bütün akrabalarım bana helal olsun diyecekler. “Büyük adam oldu” diye anlatacaklar sağda solda. Aldığım 20×15 ebatlarında bir kâğıt parçası yapacak bütün bunları ama ben değil. Evde dört arkadaş yaşıyoruz ama klasiktir, hiç dört kişi kalamadık. Bazı günler küvette bile uyuyanlar oldu. Dört arkadaş aynı bölümde okuyan tastamam öğrencileriz. Paramız yok. Sigaramız yok. Makarna ve yumurtadan başka bir şey yemiyoruz. Olan paramızı tekel ve iddaa bayilerinde tüketiyoruz. Yatırımlarımız bu yönde. Bir dal sigarayı dört kişi döndüğümüz bir akşamdı. Sigara bitti. Kafayı yiyeceğim. Ben sigarasız yapamam. Gerekirse günlerce aç gezerim, su içerim sadece ama sigara olsun. Sigara önemli bir besin kaynağı. Ben gerekli bütün vitamin ve mineralleri karşılıyorum kendisinden. Oturduğumuz ev kampüsün hemen arkasında. Bizim kampüsün de bir arazisi var, hiç yapamazsan on tane stadyum yaparsın. Öyle büyük bir arazi içine kuruluydu okul. Kampüsün kantini de bodrum katta. Yani okulun kapısından girdiğinde merdivenlerden aşağı iniyorsun. Karşısında da iki tane atölye var. Bu atölyelerin camları okulun köşesinde kalıyor. Boş arsanın olduğu kısımdaki kör noktada. Camdan içeri kendini saldığında bahsettiğim bodrum katına inmiş oluyorsun. Evde söylenerek oturuyoruz. Bütün söylemler küfür, isyan ve anarşi içerikli. “Sikeyim böyle hayatı”, “Lan ben sigarasız yapamam oğlum gidelim benzinliği soyalım” vs. oturduğum yerden kalkıp odaya gittim. Üstüme siyah bir şeyler giydim. Siyah eşofman, siyah polar, siyah bir bere… Çocuklara seslendim, “Hadi giyinin” şaşırdılar. “Noldu lan?” dediler. Tekrar giyinmelerini söyledim. “Sigara almaya gidiyoruz.” Önce gerçekten benzinlik soyacağımızı zannedip karşı çıktılar ama onları sakinleştirip üstlerini giyinmelerini sağladım. Evden çıktık. Tellerle çevrilmiş araziyi paralel olarak takip ettik. Tellerin kesilmiş olduğu bir nokta var. Oradan içeri sızacağız. Tarlanın içinden yürüdük. Karanlıkta. Sessizce. Geceleri okulda duran 4 tane güvenlik görevlisine görünmeden. Zaten o karanlıkta, o kıyafetlerle insan kendisini bile zor görüyordu. Atölyenin camlarının olduğu köşeye vardık. Cebimden tornavidayı çıkartıp plastik doğramalı camın kilidini kırdım. Cam açıldı. Kendimi içeri saldım. Kalorifer peteğine basıp yere indim. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Atölyenin kapısından çıktım. Karşımda kantinin demir parmaklıkları duruyordu. Yaklaştım. Eli parmaklıkların arasından soktum. Ancak gündüzleri orada olmayan PVC duvar, benim daha ileriye ulaşmamı engelliyordu. Elim bir tek dandik bir sigara markasının slim dedikleri o ince hatun sigaralarına ulaştı. 5 paket aldım. Hırsıma yenik düşüp büyük bir kutu da Tofita…

Dışarı çıktım. Arkadaşlar yüzüme baktılar…
“Lan hani sigara?”
“Sigara yok. Tofita yiyin amına koyim”
Eve döndük. O ince sigaradan bir tane yaktım. İki tane yaktım. Üçüncüyü de yaktım ama kesmedi. “İçilmez lan bu” deyip fırlattım paketi bir kenara. Çay sarıp içtik.
Ertesi gün okula gittik. Biraz tedirginlik vardı üzerimde. Kantine gidemedim en başta. Sonra ne olacak ki diye düşünüp indim kantine. Çay alacaktım. Kantinciyi söylenirken buldum…

“Ulan hırsız girmiş kantine de. Manyak mıdır nedir lan herif Tofita’ları almış sadece…”
“Allah Allah… Orospu çocuklarına bak. Ne garip insanlar var Murat abi ya…”

Batuhan Dedde

Ot Dergi, Ocak 2014

Tarih:Arşiv

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir