İçeriğe geç

2014 Mart Ot Dergi

Rigor Mortis

Semtin en kalbi kırık adamıydı Ali. Yirmi yedi yaşındaydı. Anasız babasız büyümüş, iyi niyeti en yakın arkadaşları ve sevdiği kadınlar tarafından sürekli sömürülmüş bir adamdı. Aynı zamanda umutluydu da hayattan bunca şeye rağmen. Yaralı bir at gibiydi ancak acısınıatasına batıyordu bir diken gibi. Bir yandan da gökyüzüne âşıktı. Hem ölümü seviyordu Ali hem de yaşamayı. K dindiren tüfeklerden de kaçıyordu. Belki bir kadını bekliyordu yarasını iyileştirecek. Yaralı bir İsa’ya Meryem mi iyi gelirdi yoksa Merhem mi? Zihnindeki bu tür gerilimli tartışmaların arasında ezilip kalıyordu Ali hayatı çok normal bir şekilde seyrediyormuş gibi. Metrobüs gibiydi belki de ruhu. Pis kokulu ve tıklım tıklım… Düşünceleri kafafasının bir yarısında intihar planları, diğer yarısında çimenlerde koşmak vardı. Kadınları sevdi, kalbi kırıldı, zaman geçti ve Ali bu çelişkiler asfaltında yirmi yedi yıl yürüdü çıplak ayaklarıyla. Bazı zamanlar kanadı ayakları. Bazı zamanlar kalbi kanadı, ayaklarına aktı.

Ali’den 5 yıl kadar küçüktü Su. En’i olmasa da semtin kalbi kırık kadınlarından biriydi. Sadece annesi ve kardeşiyle büyümüştü. “Daha şanslı en azından” diye düşündürmüştü Ali’ye. “Masumiyeti ve iyiliği birtakım orospu çocuklarınca sömürülmüş” diye düşünmeye devam etti. Belki de kaçtığı tüfeklerden birine yakalanmıştı Ali. Bu karşısındaki Meryem miydi? Merhem miydi? Ali, bulanık zihnine, gün batımında sessizce tarlasından dönen kalbi kırık bir çiftçi gibi yeni düşünceler ekti. Asıl düşünmesi gereken şey ne biçecekti…

Derken hayvan gibi yağmurun yağdığı bir Kasım gününde yolları kesişti. Ali ve Su bir sürü yeminler etti. Aşık olmamak adına sözleşti. Çünkü aşk zararlı bir şeydi. Henüz klinik deneylerce ispat edilememiş ve devletin insanları koruma altına alamadığı bir uyuşturucu türünü denediler beraber. Sarıldılar. Sımsıkı. Artık Ali’nin hayat trafiği bu uyuşturucuya bağımlı olarak akacaktı. Endişeli görünüyordu. Aynı zamanda mutlu. Belli ki Meryem gelmişti. Belli ki Meryem gelirken merhem getirmişti. Zihnini toprağa sürtüp bütün gerilimi almıştı. Sarılmışlardı. Güvende hissettiler kendilerini. Artık sabaha karşı sefer yapan bir metrobüstü ruhu Ali’nin. Ölümü sevmiyordu artık. Mutlu bir adamdı. Gökyüzünden başka bir de kadına âşıktı ama anlatamazdı. Çünkü anlaşmışlardı. Çimlerde koşmak intihar planlarının olduğu bölgenin büyük kısmını işgal etmişti. Planlar azınlık olarak kalmıştı. Bir tek kadını seviyordu artık Ali. Kadın da onu seviyordu besbelli. Birbirlerine hayatlarını anlattılar. Birbirlerinin hayatlarından rol kaptılar. Kalplerini onardılar. Aynı hastalığa yakalanmış iki farklı insan gibi sığındılar birbirlerine.

Aradan çok zaman geçti. Anlaşma gereği Ali, âşık olduğundan bahsedemedi ve bu tümör günden güne büyüyüp onu kahretti. Yine yollarının kesiştiği yağmurlu geceye benzeyen bir günde sarılıp uyudular. Sabah yine iki kişi uyandılar ama yatakta üç kişiydiler. Ali, donuk bakışlarla tavanı izliyordu hareketsiz bir şekilde kan gölüne dönmüş yatağın kenarında. Rigor Mortis de Ali’nin bedeninin üzerine uzanmıştı taşıdığı tümör bileklerini kestikten hemen sonra.

Semtin en kalbi kırık adamıydı Ali. Ve yirmi yedi yaşındaydı öldüğünde.

Batuhan Dedde

Ot Dergi, Mart 2014

Tarih:Arşiv

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir